17 Haziran 2018 Pazar
Anasayfa / Takdim Dergisi 1. Sayı / Jön Türklerin Çirkin İngiliz Muhabbeti – Süleyman Kocabaş

Jön Türklerin Çirkin İngiliz Muhabbeti – Süleyman Kocabaş

|
Meşrutiyetin İlanı

          Bugünkü akıl, mantık ölçüleriyle değerlendirdiğimizde ve bir örneği günümüzde yaşandığında çok garip karşılanacak ve tepki toplayacak bir olay, Osmanlı tarihinde yaşanan Jön Türklerin İngiliz Büyükelçisinin arabasını çekmeleri şeklinde kendisini göstermişti.

Devlet ve ülkenin kurtuluşu uğrunda Meşrutiyetin ilanı davası gütmeleri sebebiyle kendilerine  “Jön Türkler” denilen, genelde o yılların yüksekokullar(2) gençliğinin meydana getirdiği bunlar, Meşrutiyetin en iyi uygulandığı İngiltere’ye sevgi duymaya başlamışlar, adı geçen devletin Meşrutiyet taraftarı Mithat Paşa ve arkadaşlarına destek vermesiyle ortaya çıkan bu sevgi giderek artmıştı. Sultan Abdülhamit’in baskısından yurt dışına kaçarak çalışmalarını Londra’da da sürdüren bu gençler, bu sebepten de İngiltere’ye sevgi duyuyorlar, adı geçen devletin Osmanlı ülkesinde Meşrutiyetin samimi olarak uygulanmasını istediği düşüncesiyle yaşıyorlardı.

Sultan Abdülhamit, 29 Mayıs 1876 Meşrutiyet darbesi sonucu, Meşrutiyet ilan etmenin gereği, darbenin liderlerinden Mithat Paşa ve arkadaşlarının hazırladığı Kanun-u Esasi’yi (Anayasa) 23 Aralık 1876’da yürürlüğe koymuş, 10 Mart 1877’de de Meclis’i Mebusanın açılmasını sağlayarak Meşrutiyetin ilanı tamamlanmıştı. Ardından, 1877-78 Türk-Rus Harbinin getirdiği buhran ortamında, ülkede Meşrutiyet uygulamasının yürümeyeceği kanaatine varan Abdülhamit, 13 Şubat 1878’de Anayasa ve Meclis uygulamasına son vererek Meşrutiyeti yürürlükten kaldırmıştı. Adına “Baskı yönetimi” anlamında “İstibdat” denilen kendi yönetimini kurmuş, ardından, devlet ve ülkenin kurutuluşunu Meşrutiyetin varlığında görmeye devam eden ve Jön Türklerin tekelinde olan Meşrutiyeti geri getirme mücadelesi yeniden başlamıştı.

Jön Türklerden genç subaylar Enver, Eyüp Sabri ve Niyazi Beylerin, Temmuz 1908’de emirlerindeki birliklerle Balkan dağlarına çıkarak Meşrutiyeti Sultan Abdülhamit’e ilan ettirmek için isyan çıkarmaları sonuç vermiş, isyanı bastıramayan Sultan, 24 Temmuz 1908’de gazetelere bir ilan vererek,  13 Şubat 1878’de uygulamasını “askı”ya aldığı Kanun-u Esasi’nin yürürlüğe konulduğunu ve “tatil” ettiği Meclis-i Mebusanın açılacağını duyurması üzerine Meşrutiyet yürürlüğe girmişti,

Meşrutiyetin ilanı, taraftarı kesimlerce sevinçle karşılanmış, başta İstanbul olmak üzere ülkenin birçok yerinde şenlikler yapılmıştı.

 İngiliz Büyükelçisinin Arabasına At Olan Jön Türkler 

       İstanbul’da Meşrutiyetin ilanı ile başlayan sevinç gösterileri, 31 Temmuz’da Avrupa’dan trenle Sirkeci garına gelen İngiliz Büyükelçisi Lowther’e de yansıtılmış, bir kısım Jön Türk gençler, büyükelçinin arabasının atlarını sökerek, arabayı kendileri İngiliz Büyükelçiliği’nin bulunduğu Beyoğlu’na kadar çekmişlerdi. Arabayı çeken Jön Türkler’den Ahmet İhsan’ın (Tokgöz) hatıralarında yazdıkları:  “1908 Temmuzunun 23’üncü günü İstanbul’da bulunmayan İngiliz Büyükelçisi Lowther’in şehrimize döndüğü zaman Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk. Büyükelçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Sonunda coşkun gençler Büyükelçinin arabasını çeken atları söktüler, arabayı kendi kollarıyla çektilerdi. Bunu yazmaktan amacım, Meşrutiyetin ilanına kadar Türk aydınlarının siyasi meylini ve düşüncesini göstermek içindir.”(4)

Büyükelçi Lowther, kendisine yönelik olup bitenlere çok şaşırmış ve hayretle karşılamış, yazdığı bir raporda Jön Türkleri, “Politik deneyimden yoksun, aralarında birlik bulunmayan iyi niyetli çocuklar topluluğu” olarak nitelendirmişti.(5)

Meşrutiyet şenlikleri içinde İngiliz Büyükelçisinin arabasını çekmekle kalmayan Jön Türkler, İngiliz Büyükelçiliğinin önüne gelerek burada İngiltere lehine büyük bir miting yapmışlardı.  Mitingin düzenleyicilerinden Rıza Nur hatıralarında şunları yazar: “Öğrencilerden ve halktan birkaç kişi beni omuzlarına aldılar. Nereye dediler. Beyoğlu’na İngiliz Büyükelçiliğine dedim. Domuz sokağından yürüyorduk. Artık, ben, öğrenci ve halk deli gibi olmuş, bağırıyorduk. Ara sıra nutuk söylüyordum. Tramvay yolundan İngiliz Büyükelçiliğine kadar geldik. Benim zorum, içeriye girmek ve buraya gelmek, İngilizlerin Türk milletine yardımını istemekti. Abdülhamit, Meşrutiyeti yapmaz diye korkuyordum. Zannediyordum ki, İngiltere bize yardım eder, Meşrutiyeti yaptırır. Gece okulda bu cümleden olarak bir nutuk hazırlamıştım, avucumdaydı. Onu okudum. Diyordum ki, ‘Dünyanın denizlerini İngiliz donanması doldursun… Sonra da İngiltere Türkün hürriyetine yardım etsin’. Otuz yaşında bir doktor, profesördüm ama ne saf çocukmuşum. Bir devlete böyle dua ile yardım ediverirler mi? Bütün Türk milleti işte böyle saf, cahil ve dünyadan habersizdik.”(6)

Almanların Teklifi: Gençleriniz Bizim Büyükelçinin de Arabasını Çeksinler

       Görgü tanığı Büyükelçi Galip Kemali Söylemezoğlu’nun hatıralarında anlatıldığına göre,  Meşrutiyetin ilan edildiği günlerde Alman Büyükelçisi Baron Biberştayn da İstanbul’da değildi. Büyükelçi, ülkesinden dönmeden önce Alman Büyükelçiliği Baştercümanı Osmanlı Hariciye Nezaretine giderek, Büyükelçileri Sirkeci garına gelince gençlerin onun arabasını da çekmelerini istemişti. Hariciye Nazırı(Dışişleri Bakanı) Tevfik Paşa, ona verdiği cevapta, İngiliz Büyükelçisinin arabasını gençlerin kendi istekleri ile çektiklerini,  isterlerse Biberştayn’ın da arabasına çekebileceklerini söyledi. Büyükelçi, Sirkeci garına geldiğinde, arabasını çeken olmamış, yalnızca birkaç meraklı onu seyretmişti.(7)

Nüfuz Mücadelesini Almanların Kazanması Ve Osmanlının Sonu

Almanların, Jön Türk gençlerden kendi büyükelçilerinin de arabasını çekmelerini istemeleri, o yıllarda dünyanın iki süper gücü İngiltere ve Almanya’nın Osmanlı Devletini kendi nüfuzlarına almak için giriştikleri rekabetin büyüklüğünü gösterir. Sonunda, bu rekabette Almanya kazanacak, tarihlerimizde kendisine “Katıksız Alman taraftarı ve Almancı” denilen Enver Paşa’yı işbaşına getirerek, kendi emellerine hizmet etmek için Osmanlı Devletini onun çabalarıyla I. Dünya Savaşına sokacak, bu savaşta Almanya’nın ve Osmanlı Devletinin yenilmesi, Osmanlının sonunu getirecektir.

İlginizi Çekebilir !

Sahabe Örnekliğinde ‘İhtilaf’ Rahmet mi? Zahmet mi? – Muhammed Emin Yıldırım

|  |  Renklerimizin, dillerimizin, fiziksel şekillerimizin ve elbette düşünce dünyalarımızın farklılığı, hep Kerim olan Rabbimizin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir